Gökhan's profileஐ๑göкнαиPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Uzun Yolları Da Göze Alabilen Bir DostlukBiz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp Karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o; Murathan Mungan bir dost...Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; Sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli,y anlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş... Böyle bir dostum var benim. Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim. Kuşağımın en iyisiydi hilafsız... Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın parkurunu... Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu... Ekmeğimizi ve acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk , büyükler gömdük. Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk. Buluştuk geçenlerde... Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir yorgun: "- N'apıyorsun" diye sordum. "- Seyrediyorum" dedi; "çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum". Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti. İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba? Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra merakla karıştırır gibi... Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi... Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik. Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik. Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek ağırlaşmış bir kriz... "- İşte" diye iç geçirdi kadim dostum, "...bunları seyrediyorum bir İşte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... "Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız" diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: "Bunu da aşacağız! İmza: Bir dost!.." DOSTLUKAdam ve hayattaki tek arkadasi olan köpegi bir kazada birlikte ölmüslerdi... Gökyüzüne çiktiktan sonra bembeyaz bulutlarin arasinda dolasmaya basladilar... Adam çok susamisti... Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhtesem bir manzaranin karsisinda buldular.. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altindan yapilmis bir bahçe kapisi ve onlari karsilayan beyazlar içinde bir kadin... Adam köpegi ile birlikte kadina yaklasti ve sordu:"Affedersiniz... Burasi neresi?'' Kadin ona gülümsedi:"Burasi Cennet, efendim". Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi. "Peki bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadim". Kadin cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içeride dilediginiz kadar su bulabilirsiniz....." Böylece adam köpegine döndü, "Hadi oglum içeri giriyoruz" diyerek kapiya yürüdü... ama kadin onu birden durdurdu: "Üzgünüm efendim, köpeginiz sizinle gelemez... hayvanlari içeri almiyoruz..." Bunun üzerine adam bir an durdu, düsündü ve geri dönüp köpegiyle birlikte geldikleri yolun tam tersi yönünde yürümeye koyuldular. Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular ve yolun sonunda karsilarina çiftlik girisini andiran bir kapiyla yirtik pirtik elbiseli bir dede çikti... Adam sordu:"Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??" Dede "içeri gel" dedi... "kapidan girdikten sonra sag tarafta bir çesme var..." Adam sordu: "Peki arkadasim da benimle gelip oradan içebilir mi?" Dede " Tabii..." dedi. "çesmenin yaninda köpeginin de su içebilecegi bir kase bulacaksin..." Bunun üzerine adam kapidan girdi... biraz yürüdükten sonra sag tarafta çesmeyi buldu... Adam çesmeden köpek de oraciktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarini giderdiler.... Derken adam geri giderek giriste bekleyen dedeye sordu: "Su için çok tesekkür ederim... Peki burasi neresi..?" Dede "Burasi cennet" dedi. Bunu duyan adam sasirdi: "Ama nasil olur...? az önce burasi gibi kirik dökük olmayan muhtesem bir yere gittik ve orasinin da Cennet oldugunu söylediler..." Dede "su rengarenk çiçeklerle süslü altin kapili yer mi?"dedi... " ama orasi Cehennem.."Adam iyice sasirmisti: "Peki ama orasi sizin adinizi kullanarak insanlari kandiriyor di ye hiç kizmiyor musunuz..??" Dede gülümsedi: "Kizmiyoruz...çünkü onlar kendi çikari için en iyi arkadasini yari yolda birakanlari Cennet'ten uzak tutuyorlar...." Dostlarinizi yari yolda Birakmayin. Bir dostun derdine herkes üzülebilir, bu çok kolaydir. Bir dostun basarisina sevinebilmek ise saglam bir karakter gerektirir.. gerçek dostlukÇok samimi iki dost ve arkadaslardi. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atilgan Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin Arkadasi bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister. Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez. Fakat aralarinda o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir. Zaman içinde Saf olanin isleri bozulur ve birden arkadasi aklina gelir... (ben ona sikistiginda iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin is yerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister. Arkadasi ona is vermez. Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz. Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir Fakir oldugu için ilaç alamadagini söyler. Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir. Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar Yasli adam çok zengindir ve bütün mirasini kendisine birakmistir. Saf adam artik zengindir. Biraz da sevdigi dostuna olan Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar. Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur, Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina ; Kendisinin de yanliz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder. Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil ulaşacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler. Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler. Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir. Bizimkisi kirgin oldugu halde çok samimi dostunu yinede unutamamistir ... Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan samimi arkadasina da davetiye gönderir Dügün günü gelir çatar . Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrafonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya ; Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi . Bir gün isleri bozulunca benden Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrafonu Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi. Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, bütün parasini bana verdi. Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi . (Hayat kadiniydi ) Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim. Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi, Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi. Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim. Evine gelen dilenci kadin benim annemdi Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim. Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim. Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim Herşey senin içindi...
bencilDünya hayatında hep kötülük işleyen bir adamı ölünce cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. " Günahkar adam uzun süre düşündükten sonra, bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı. Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti. Heyecan içinde o günü meleğe anlattı. Melek adama gülümsedi ve ardından elini şaklattı. Gökten bir örümcek ağı inmişti. Adam bu ağa tutunarak cennete girebilecekti. Adam neşe içinde ağa tırmanırken cehennemden bazıları da bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar. Ama adam ağın o kadar çok insanı taşımayacağından korkarak onları itmeye başladı. Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile birlikte adam da cehenneme düştü. "Yazık" dedi melek. "Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiyi de kötülüğe döndürdü. O insanlara şefkat gösterebilseydin eğer, ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin." .Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...
|
|
|